Açılış haftasının kamusal programı performanslardan gösterim ve canlı etkinliklere uzanan geniş bir seçki sunuyor.
Selma Selman’ın ailesiyle birlikte ürettiği, hurda elektroniklerden altın elde etme aşamalarını ekrana taşıyan filmi Anakartlar, İstanbul Modern’de gösteriliyor. Sanatçının aile mesleğini saygıyla andığı, aynı zamanda değerin nasıl üretildiği üzerine bir zihin egzersizi niteliği taşıyan yapıtta kurumlar kadar pazarların da ekstraktivist bir mirasa sahip olduğu gözler önüne seriliyor.
Alex Baczyński-Jenkins, Arter Karbon’daki İsimsiz (Ufku Yakalamak) adlı dayanıklılık temelli performansında, “kare adım” diye bilinen dans figürünü kuir bir samimiyet ve birliktelik duygusunu denemek için araç olarak kullanıyor. Dans, günlerce süren partilerin, cenaze ve ayaklanmaların anıları arasında salınıyor.
Bir monolog hâlinde sahnelenen Demek çok üzgünsünüz, öyle mi? ya da Çukur performansında, Lübnan’ın ekonomik ve politik çöküşü esnasında Ahmad Ghossein’in hayatta kalma çabalarını izliyoruz. Sanatçı, insanın dopamin ve oksitosin hormonları sayesinde kendini neşeli hissetmesinin tuhaf gerekçelerini, kişisel bir hikâyeye dayanarak anlatıyor.
Kamusal program kapsamında yer alan gösterim programındaki filmler spekülatif tarihler, jeopolitik fay hatları ve otomatik kurgular arasında gidip geliyor. Maxime Hourani’nin Lübnan Dağı’nda geçen filmi Taşlar Asla Yalan Söylemez, Louis Auguste Blanqui’nin 1860 Lübnan iç savaşını anımsatan başarısız bir devrimin kozmolojisi hakkında fikir yürüttüğü çalışmalarından yola çıkıyor. Samar Al Summary’nin filmi Her Çıkışın, Arizona’daki bir askeri hava üssünün sağır edici sessizliğinde memleket özlemi ve yerinden edilmişlik duygularıyla hesaplaşıyor. Lawrence Abu Hamdan’ın 45. Paralel adlı filmi, 2010’da ABD-Meksika sınırını geçerek bir can alan mermiden hareketle sınırları ve dron savaşlarını inceliyor. Suneil Sanzgiri, Ulaşılamaz Adres adlı filminde, Angolalı sömürge karşıtı aktivist Sita Valles’in devrimci yaşamı ve kayboluşundan yola çıkarak Hindistan ile Afrika’nın ortak sömürge karşıtı tarihlerini analog yıkıntılar ile dijital restorasyonu bir araya getirerek keşfediyor.
Toplaşma ve etkinlikler için paylaşımlı bir alan: Zihni Han Kat İki
Bu mekân ziyaretçilerin durup soluklanabileceği ve birlikte vakit geçirebileceği açık bir alan olarak tasarlandı. Ziyaretçiler, sabit bir etkinlik takviminden ziyade esnek bir yapıya sahip olan mekânın ritmini ve anlamını ortaklaşa biçimlendirmeye davet ediliyor.
Bu katta, sergiye doğrudan ya da dolaylı olarak temas eden kitaplardan oluşan küçük bir kütüphane de yer alıyor. Ziyaretçiler kitapları inceleyebilecek, ödünç alabilecek ya da koleksiyona katkıda bulunabilecek; böylece kütüphane ortak bir kaynak olarak büyümeyi sürdürecek.
Bu mekânda buluşma, sohbet, atölye ya da farklı bir etkinlik düzenlemek isteyenler, önerilerini ist.biennial.zihnihan2@iksv.org adresine iletebilir. 20 Eylül–23 Kasım tarihleri arasında sürecek program düzenli olarak güncellenecek ve mekânda yer alan karekod üzerinden takip edilebilecek. Önerilen etkinlikler bienal takvimine göre planlanacak.