Kapat
Gönderiliyor...
Arşiv

Güncel Haberler

İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Özkan Cangüven | 07.08.2017 İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Ayşe Bulutgil | 07.08.2017 İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Anıl Aykan Barnbrook | 07.08.2017 'iyi bir komşu' billboard projesinin yeni durağı Moskova | 04.08.2017 Bienal afişlerini siz de pencerenize taşıyabilirsiniz | 28.07.2017 15. İstanbul Bienali’ne katılacak sanatçılar açıklandı | 25.07.2017 İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Bige Örer | 17.07.2017 İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Tuna Ortaylı | 17.07.2017 İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Ali Kazma | 14.06.2017 İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Bülent Eczacıbaşı | 05.06.2017 İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Oya Eczacıbaşı | 05.06.2017 İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Evrim Altuğ | 05.06.2017 'iyi bir komşu' billboard projesinin ikinci durağı, Limerick City Gallery of Art oldu | 29.05.2017 15. İstanbul Bienali sergi mekânları belli oldu | 22.05.2017 Bienale destek verirken ayrıcalıklardan yararlanın | 15.05.2017 14. İstanbul Bienali katılımcıları 13. Şarja Bienali’nde | 03.04.2017 Adrián Villar Rojas Metropolitan Sanat Müzesi’nde | 08.03.2017 "iyi bir komşu" billboard projesi İrlanda St. Patrick Festivali’nde | 01.03.2017 Jannis Kounellis hayatını kaybetti | 17.02.2017 Newsweek, 15. İstanbul Bienali’ni 2017’nin 'Seyahate Çıkmaya Değer” beş sergisi arasında gösterdi | 04.01.2017 15. İstanbul Bienali’nin başlığı ve kavramsal çerçevesi açıklandı | 07.12.2016 İlk kez 14. İstanbul Bienali’nde sergilenen 'Kırmızı/Kırmızı', şimdi MoMA’da | 12.08.2016 Cansu Çakar'ın sergisi Ürdün'de | 21.04.2016 15. İstanbul Bienali'nin küratörleri açıklandı | 13.04.2016 Bige Örer’e Whitechapel’dan davet | 18.03.2016 'Düşünce Formları' bienalin ardından Şikago'da | 11.01.2016 14. İstanbul Bienali sona erdi | 06.01.2016 14. İstanbul Bienali’nden haberler | 15.07.2015 14. İstanbul Bienali’nde tuzlu suyu keşfedin | 09.07.2015 Zaman Makinesi İle Renkli Bir Gezinti: Çocuklar İçin İstanbul Bienalleri’ | 30.06.2015 Bienal Özel biletleri satışa çıktı | 16.06.2015 14. İstanbul Bienali tüm şehri dalgalandırmaya hazırlanıyor | 20.05.2015 TUZLU SU: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori | 18.05.2015 Carolyn Christov-Bakargiev GAM Torino ve Castello di Rivoli'nin direktörlüğünü üstlendi | 15.05.2015

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

İstanbul Bienali'nin 30 yılı Istanbul Art News'ta - Bige Örer

Bu yazı, İstanbul Bienali’nin 30. yılı için Istanbul Art News tarafından hazırlanan özel ekte yayımlanmıştır.

Her bienal kendi hikâyesini yaratır. Bununla birlikte gerçekleştirilmesine katkıda bulunan sanatçılar, küratör/ler, bienal ekipleri, eleştirmenler, izleyiciler de kendi bienal hikâyelerini yazarlar. Birçok farklı deneyim bienalin üretilme/ algılanma/ değerlendirilme süreçlerinin çok çeşitli okumalarını mümkün kılar.  Bu hikâyeler bienalin ilham verdiği birçok yolculuğun eşlikçisidir. 15. İstanbul Bienali’nin gerçekleştirildiği 2017 yılından, 8 bienalin içinde bilfiil yer aldığım kendi kişisel bienal hikâyeme baktığımda elbette birçok hatırayı, simayı, heyecanı da görüyorum. Bu yazıda ise son 15 senelik profesyonel hayatımdaki milyonlarca anının içinden, bienalle çıktığım yolculuklara dair birkaçını paylaşacağım.

Bienal benim için hem zihinsel hem fiziksel yolculukları beraberinde getirmiştir. Bienal için yaptığım ilk fiziksel yolculuğun ise benim için hep apayrı bir önemi olmuştur. 2003 yılında bienalin açılışının hemen ertesinde Diyarbakır’ı ziyaret etmiştik. O dönem faaliyette olan DSM’de küratör ve sanatçı konuşmalarının yanı sıra bienalde yer verilen videolardan bir seçki gösteriyorduk. Tüm okuduklarım, tüm bildiğimi sandıklarımın çok ötesinde bir kırılma noktası oldu bu seyahat benim için. O zaman tanıştığım ve hâlâ dostluğumu sürdürdüğüm sanatçıların işlerini yaşadıkları şehirde görmek, sanat ve siyaset üzerine yaptığımız sohbetler, etkinliklerde karşılaştığımız, heyecanla tartışmaları sürdüren üniversite öğrencileri, sanatsal üretimin ve paylaşımın nasıl vazgeçilmez bir ihtiyaç ve ifade biçimi olduğunu hissettirmenin yanı sıra  yaşadığımız topraklarla ilgili başka türlü bir sahiplenme, sorgulama duygusunu da beraberinde getirmişti.

Bu yolculuklara dünyanın farklı noktalarına yaptığım seyahatlerle devam ettim; bu seyahatlerin temel amacı, Batı olduğu kadar, Batı dışındaki sanatsal üretimi de yakından takip etmek ve İstanbul Bienali’nin evrensel bir bakış açısıyla daha kapsayıcı olmasını sağlamaktı. İstanbul Bienali’nin her gittiğim yerde sanatçılar ve sanat profesyonelleri tarafından bilinmesi ve bir referans noktası olarak görülmesi, bu yolculukların ortak noktasıdır.

İstanbul’da bienal mekânlarının kavramsal çerçeveye uygun olarak belirlenmesi şehir içinde yaptığımız yeni keşiflere hep imkân tanıdı. Şehrin en tanınan tarihi mekânlarından Ayasofya Müzesi, Yerebatan Sarnıcı gibi şehrin kültürel miras yapılarından eski okullara, evlere, otel odalarına, garlara, havaalanlarına, teknelere uzanan bir çeşitlilikle her bienalde alternatif mekânlar aramak da birçok hikâyeyi beraberinde getirdi. İlk çalıştığım bienalde Mike Nelson’un ‘fotoğrafçı stüdyosu’ Valide Han’ın bir odasına kurulmuştu. İçine girebilmek için hanın çaycısından anahtar alınıyordu ve fotoğrafçının kendisi orada değilken stüdyosuna girmek ve onun üretimini izlemek inanılmaz bir deneyimdi.
Yakmalı mı Yakmamalı mı? başlığıyla Atatürk Kültür Merkezi’nin sergi mekânına dönüşmesi ve antrepoların yıllarca bienale ev sahipliği yapması için yaptığımız sayısız görüşmenin hatırası zihnimde yine çok canlı. Artık kullanmamızın mümkün olmadığı antrepolar her bienalde yeni bir sergi kimliğini mümkün kılmıştı.  Antrepoların mekânsal dönüşümünün en büyüleyici olanlarından biri de 2011 yılında Ryue Nishizawa’nın o bienale özel olarak  yarattığı hem görkemli, hem de narin sergi mimarisi oldu. Hem kentin düzeninden hem de Félix Gonzalez-Torres’in yapıtlarından ilhamla gerçekleştirilen bu mimarinin uygulanabilmesi için malzeme arayış sürecinden inşaat ekipleriyle görüşmelerimize, Tokyo’da mimar ve küratörlerle toplantımız sırasında o meşhur deprem olup da gözümüzün önünde salınan gökdelenlere kadar her anı ayrıntısıyla hatırlıyorum.

İstanbul Bienali’nin bugün dünya sanat alanında geldiği konum, gerçekleştirildiği şehirle olan ilişkisi, sanatçılar için açtığı yeni prodüksiyon alanları, izleyiciler ve katılımcılarıyla beraber oluşturduğu diyalog, tartışma ve paylaşımları düşündüğümde bu geminin kaptanı olarak çıktığımız tüm fiziksel ve zihinsel yolculukları sevgiyle selamlıyor, emeği olan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bige Örer
İstanbul Bienali Direktörü